Tabii yaban ellerde memleket dedikodularina haiz olamiyorsun ve bu pek bereketli cevherden, malzemeden, bulamactan mahrum kaliyorsun. Neyse ki sana ozel cikardigimiz bultenimiz her nevi dunya halini kapsadigi gibi bu minvalde haberleri de ulastirmak uzere kurgulandi.
Sevgili dostum, arkadasim, yoldasim, bilumum as’im, buralarda Husnu Senlendirici nam bir klarnetci var. Kendisi pek bir maharetli, bu arada tahmin edebilecegin uzere harbi bir delikanli abimiz. Harbi delikanli derken de oyle Ibovari bir yivis yivis mafya adabindan soz etmiyorum. Husnu abimiz Tarlabasi’nin ara sokaklarinda bulunan, imtihanini sustalidan veren, cingene gozlu guzel bir abi.
Simdi sohret perisi (ki bana pek bi orospu tavirli, tek disi kalmis eski pavyon assolisti turu bir periymis gibi geliyor. Hani Turkan Soray pavyona dustugunde o pavyonun eski assolisti yeni tuvalet onu pecetecisi olan, seyrek ve boyali sacli ama altin kalpli teyze vardi ya, tam da o iste!) bu abimizin omzuna soyle bir dokunuveriyor. Aradan gecen yillar icinde Husnu Abi epey bir degisiyor (yine ki buna saygimiz sonsuz, hayat bildigin gibi bir gelisim yolu, bulundugun Amerikan diyarlarinin gurulari bunu paraya tahvil etmeyi de pek iyi bilir zaten). Ancak cocuk yasta evlendigi Nazire nam esi oldugu gibi kaliyor. (E hakkidir adama tapan kadinin kapi gibi nikah!)
Sonra bir gun bu Husnu abi Deniz Seki nam bir baska san’atciya (bunu Bulent Ersoy lehcesiyle oku lutfen, daha keyifli oluyor. Hem madem magazin haberi alacaksin, e jargona da alisman lazim) asik oluveriyor. Tabii necip magazin medyalamamiz bunun uzerine bir atladi pir atladi. ?s oyle bir buyudu ki Nazire Hanim’in bitirim kardesleri ev basti, kursun sesleri duyuldu. Kisacasi ask, sehvet, aldatma, delikanlilik, kan ve kursun... Satan hikaye icin gerekli hersey yerli yerindeydi.
Bu arada delikanli Husnu abimiz harbi bir aciklama yapti; “Size ne kardesim” kivaminda. E hakli tabii de, raki, pardon haber, yok pardon karisi evde oturdugu gibi oturmadi mikrofonlarin basinda. ?lk etapta “Yuru bee!” diye bizleri heyecanlandiran, “Bitti kardesim, bosuyorun herifi!” diyen Nazire ablamiz mikrofonlara isininca elindekini etegindekini dokuverdi ortaya. Simdi tam bir Girgiriye senliginde izliyoruz olan biteni. Demecler, dememecler “Deniz derdine yansin, Husnu benim yanimda uyuyor” kivaminda akmaya basladi. Huzunle anladik ki gene o mulkiyet canavari galip gelmis, nikahi bastirdigin (bastirttigin) herife tirnaklarinla sahip cikma ve birakamama perisi bir de mesru olmanin verdigi gucle birlesince (bu mesruiyet meselesi aslinda ana konumuz olacak ama sana olayin arka planini anlatmadan konuya gecemedim) Nazire abladan da bir mikrofon cilgini, adam tutkali yarativermisti.
Iste tam bu noktada Nazire ablanin “Elalarini elalarini, allah versin belalarini” teranesi dinledik. Nazire Hanim, Deniz Seki’nin “yuva yikan kadin” durumuna nazire yaparken kendi mesruiyetini haykiriyordu. “Ben kocami (bu kocanin uzerine iyice bir vurgu yap) affettim. ?ki cocugum var benim.” Senin anlayacagin asil mesruiyetimizi ve hakli zeminimizi bir “nikahli kari” olmaktan ve en hasiyla da herifin dollerini dunyaya getirmekten kazaniyorduk biz kadinlar. Bu sistemin ve aile kurumunun yurumesi icin ne kadar nefer yetiStirirsen o kadar MESRU oluyordun ve dogum hakkiyla aldigin adam uzerindeki iktidar koltugunu asla, kat’a birakmaman gerekiyordu. Biliyorum Nazire Abla bunu boyle dusunmuyordur ve hatta simdi kutsal annelik makamina hakaret eden edepsiz oluyorum ben. Var boyle bir makam. Kadinlari makam sahibi yaptilar, boylece biz de gorunmez olduk. Bir baska deyisle Ayli’m, kutsalligimiz dogumla tescillenince kadinligimizi kaybetmis sayildik.
Ote yandan ortada bir de gayri mesru kadin var tabii. Deniz Seki (ki aslinda hic haz etmem kendisinden ama dunya artik haz etmediklerinle de yanyana durmak durumunda olacagin gunlere gebe. Saflar boylesine sikisti.) inanmayacaksin ama piril piril parliyor bu toz dumanin arasinda. “Ben asik oldum ve de arkasindayim” bile dedi. Tabii bu arada yuva yikmadim falan da demek zorunda birakildi ama sonucta tum bu tepismenin ortasinda asil mesruiyetin nerede oldugu sorusunu en azindan benim aklima kazidi. Evet, Nazire abla yasal ama mesru mu? Asil mesruiyet herifin mulkiyetinden mi geliyor? Yoksa basit bir “Seviyorum uleeyynn var mi diyeceginiz!” cumlesi tum illegalligine ragmen cok daha mesru mu icimizde?
Benim diyecegim o ki, harbi delikanliligin acik sozlu aski, devlet eliyle verilen koca/kari tapusundan cok daha mesrudur kardesim.
Nice gayri mesru duruslara ve gayri mesru ilan edilenlere icelim o zaman. Muhtac oldugumuz mesruiyetin, muktedir dillerinden ve yasalarindan degil akil ve vicdan suzgeclerinden ciktigi gunlere icelim. Hatta, daha icelim hey hey, daha icelim hey, icelim icelim, icelim, icelim... Ama unutmayalim! .. Neyi?
Gayri mesru ve kronik mugayir arkadasin
D









--
Check out my gallery and my prints
[link] Gallery
[link] Prints
--
D
--
--
D
--
:sarılll:
--
meow.
Member of *LittleBelovedOnes and ~UmbrellaClub
--
In the world of careless people... care for those who trust
I want the world to be filled with happiness
In Soviet Russia
Russia Soviet you
Previous Page12Next Page